Francis J. Underwood’u neden sevdik?(YalnızlarMektebi)

“Bir zamanlar tanıdığım muhteşem bir adam şöyle demişti: Her şey seks ile ilgilidir, seksin kendisi hariç, seks güçle alakalıdır.”

Frank Underwood

Esasında bir roman, daha sonra romandan uyarlama 3 serilik bir film olan House of Cards’ın orijinal serisinde olay İngiltere’de geçiyor. Yazıda bahsedeceğimiz Francis J. Underwood ise yine orijinal serideki Francis Urquhart isimli parlamento üyesinin bir varyasyonu. Dizinin birinci sezonunun ilk iki bölümünde yönetmen koltuğunda ise tanıdık bir isim David Fincher (Fight Club, The Social Network) var.

Francis Urquhart, Dünya televizyon tarihinin ilk anti kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Günümüze damgasını vuran anti kahramanlardan The Sopranos dizisindeki Tony Soprano, Breaking Bad dizisindeki Walter White, Dexter dizisindeki Dexter Morgan gibi karakterlere yol göstermiş birisi diyebiliriz. Peki, neden bu isim değişikliği yapılmış? Yapımcılar bunu hem olayın yerinin değişmesi olarak hem de Urquhart ve Underwood arasındaki bariz bir farktan dolayı olduğunu söylüyor. Urquhart, doğuştan aristokrat. Bir diğer aralarındaki fark ise Urquhart’ın sağ siyaset eğilimli, Underwood’un ise demokrat olması.

Asıl meseleye gelecek olursak: Gerçek hayatta örneklerini sevmediğimiz hâlde, (ki 10-15 yıldır maruz kalıyoruz gerçek hayattaki versiyonuna) dizide Frank Underwood’u neden sevdik? Bunun birkaç parametresi var. Birinci olarak dizinin ilk iki bölümüne dokunmuş David Fincher ve anti kahramanlara yüklediği görev ve anti kahraman sevdası. Bize Tyler Durden’ı sevdiren de ta kendisiydi. Bir diğer etmen ise Kevin Spacey, yani Frank Underwood’u canlandıran zat-ı muhterem, muhteşem oyuncu. Nasıl ki Behzat Ç.’yi Erdal Beşikçioğlu’ndan başka birisi oynayamaz ya da Walter White’ı Bryan Cranston’dan başkası oynayamaz; Frank Underwood’u da Kevin Spacey’den başka kimse oynayamaz. Oynarsa da aynı etkiyi yaratmaz.

Bir diğer mesele ise karakterin arka planı… Macbeth ve Machiavelli etkisi diyorum ben buna. Amaca giden yolda her türlü işi yapabilecek birisi. Kendi deyimiyle “Kriz zamanlarında harekete geçecek biri, hoş olmayan şeyi yapması gereken birisi.” Amaç aracı meşrulaştırır lafının vücut bulmuş hâli kısaca.

Ve tabi ki Frank’i, Frank yapan benim şahsen kendisini sevmeme sebebiyet veren; monologları. Kameraya dönüp izleyiciye olayları açıkladığı, yani “dördüncü duvarı” yok ettiği zamanları ilgiyle izliyorum. Bir de “Bakın şimdi ebelerinin örekelerini göstercem onlara” bakışı var ki düşman başına. Aslında Underwood’u sevmemizin sebebi basit: Bize bildiğimiz şeylerin nasıl işlediğini, aslında bir politikacının kafasının nasıl çalıştığını göstermesi. Kısacası; samimiyeti. Samimi, istediğini elde etmesini (hatta daha fazlasını) bilen ve genelde istediklerini insanların zaafları üzerinden elde etmeye çalışan bir adam. Claire Underwood gibi (nasıl ki Frank, Macbeth’in reenkarnesi ise) Leydi Macbeth reenkarnesi bir karısının olması ise “Her başarılı erkeğin arkasındaki kadın” sözüne ithaf edilen bir selamdır. Claire’ın başarılı grafiğinin arkasında da tabii ki Frank’in desteği var. (Spoiler olabilir) Bir örnek vermek gerekirse: Frank’in bir bölümde slogana ihtiyacı oluyor. Vurucu olacak, alelade söylemeyecek; ama hedefi tam olarak gösterecek. Yardımcısı Stamper’la düşünüyorlar fakat bulamıyorlar. Claire hemen bir slogan söylüyor ve bu slogan alıyor başını gidiyor. Ya aynı bölümde ya da bir bölüm sonra Claire’ın şirketi için bağış gerekiyor. Bağış kokteyline insanların akmasını Frank sağlıyor. Mutualist ve ideal ilişki… (Spoiler olabilir)

Profesyonel Shakespeare oyunculuğunun, Bizans oyunlarının ya da Anadoluca söylersek “Bizim memlekette oyuna oyunla koyuna koyunla karşılık verilir” sözünün ekrana yansımasıdır Frank Underwood.  Politik araçların nasıl kullanıldığını en güzel şekilde izleyiciye aktarabilen bir karakterdir. Yerinde ve kararında ortaya çıkan hırs, adama neler yaptırırın heykelidir!

“Uyku denen ihtiyaçtan nefret ediyorum. En güçlü adamı bile ölü gibi, savunmasız bir şekilde sırtüstü yatırır.”
Frank Underwood

(Yalnızlar Mektebi internet sitesinde tarafımca yazılmış bir diğer dizi incelemesidir: http://www.yalnizlarmektebi.com/francis-j-underwoodu-neden-sevdik/)

Advertisements
This entry was posted in yazılama. Bookmark the permalink.

Yapıştır!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s